Verilerin ve rakamların, istenilen bir sonucu ispatlamak amacıyla nasıl çarpıtılabileceğini vurgulayan bu söze, sağlık üzerine yaptığı sıra dışı açıklamalarıyla tanıdığımız Prof. Dr. Canan Karatay da şu keskin eklemeyi yapar: “İstatistiklere yeterince işkence ederseniz, onlara istediğiniz her şeyi söyletirsiniz.”
Bugün Van’da tam olarak bu “istatistiksel işkence” halini yaşıyoruz.
Birkaç gün önce TÜİK tarafından açıklanan 2025 işgücü istatistiklerine göre Türkiye genelinde istihdam edilenlerin sayısı 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla azaldığı halde, işsizlik oranı da % 8,1 ile son 21 yılın en düşük seviyesine gerilemiş. Van özelinde ise kâğıt üzerinde “müjdeli” bir haber var: Geçen yıl % 16,7 olan işsizlik oranı, sihirli bir dokunuşla % 12,7’ye “gerilemiş” görünüyor.
Aslında bu istatistiğe göre, işsizlik azalmış, normal koşullarda buna sevinmemiz lazım.
Ancak madalyonun öbür yüzü maalesef hiç de öyle “pembe” görünmüyor. Çünkü aynı raporun bir başka satırı tokat gibi iniyor: 81 il arasında işsizlik oranının en yüksek olduğu iller yine değişmedi; Van ve Hakkâri istihdam sayıları bakımından yine en son sıralarda yer aldılar.
Van ve Türkiye Geneli İşgücü Göstergeleri Karşılaştırması (2025-2026)
|
Gösterge |
Türkiye Geneli |
Van |
Fark (Puan) |
Durum Analizi |
| İşsizlik Oranı
(Dar Tanımlı) |
% 8,1 |
% 12,7 |
+4,6 |
Van’da işsizlik, ülke ortalamasının yaklaşık 1,5 katıdır. |
| Genç İşsizlik Oranı (15-24) |
% 15,3 |
% 28,4 |
+13,1 |
Van’da her 3 gençten biri işsiz; fark uçurum seviyesindedir. |
| Geniş Tanımlı
(Atıl) İşgücü |
% 27,2 |
% 29,7 |
+2,5 |
Umudunu kesenler dahil edildiğinde sokaktaki işsizlik % 30’a dayanıyor. |
| İşgücüne Katılım Oranı |
% 53,5 |
% 38,1 |
-15,4 |
Van halkı iş bulma umudunu yitirip sistemden çıkıyor. |
| İstihdam Oranı |
% 49,0 |
% 33,2 |
-15,8 |
Van’da çalışma çağındaki her 3 kişiden sadece 1’i çalışıyor. |
Yukarıdaki tabloya göre, Van’da her 3 kişiden sadece 1’i çalışabiliyor ve her 3 gençten biri ise işsiz. Türkiye ortalamasından bu denli negatif ayrışan bir tablo, yerel yönetim ve yatırım politikalarının sınıfta kaldığını gösteriyor. Van halkı “kâğıt üzerinde iyileşme” değil, sokağa ve cüzdana yansıyan gerçek bir üretim seferberliği istiyor ve bunu bekliyor.
Rakamlardaki Düşüşün Sırrı: İstihdam mı, Yoksa Zorunlu Göç mü?
İşsizlik oranının kâğıt üzerinde; % 12,7’ye düşmüş olması, yeni istihdam alanlarının açılmasından değil, şehrin özellikle göçlerle kan kaybetmesinden kaynaklanıyor. Van’da işsizlik azalmıyor; işsiz bırakılan halk, özellikle de gençler, göç otobüsleriyle şehirden tahliye ediliyor. Her gün otogardan kalkan otobüsler umut tacirliği değil, ekmek davası için giden gençlerle dolup taşıyor.
Van, işsizlik nedeniyle her yıl binlerce genç beynini ve iş gücünü büyük şehirlere ve başka ülkelere “ihraç” ediyor. Son yıllarda sürekli net göç hızı negatif olan iller arasında olan Van, özellikle 18-25 yaş arası gençler İstanbul, İzmir veya Antalya’da inşaat ve hizmet sektöründe çalışmaya gidiyor.
Bunun sonucunda, şehirde iş arayan genç sayısı azalınca, doğal olarak işsizlik oranı da kâğıt üzerinde düşmüş görünüyor. Aslında işsizlik bitmiyor, işsizler şehri terk ediyor.
Ayrıca aşağıdaki durumlarda olanlar da işsizlik hesaplamasında dikkate alınmıyor.
Çalışmaya hazır olduğu halde son 4 hafta içinde iş arama kanallarını kullanmayanlar bu kapsama girmiyor, yani işsiz sayılmıyor.
Keza, daha önce iş arayıp bulamadığı için artık iş aramaktan vazgeçenler de “işsiz” istatistiklerinde yer almıyor.
Bunun gibi, kendi ev işlerini yaptığı için iş aramayan kişiler (ev hanımları vb.) işgücü dışında sayılıyor.
Ayrıca, çalışma döneminde olmayan ve o an için iş aramayan mevsimlik işçiler de işsiz kabul edilmiyor.
Yetkililerin Açıklamaları ile Sokağın Gerçekleri Arasındaki Uçurum
Söylemlerin yarattığı pembe tablo ile sokağın gerçekleri arasındaki derin uçurum, Van’ın kronikleşmiş bir paradoksudur. Yetkililerce dile getirilen “Van, bölgesinin parlayan yıldızı haline geliyor” veya “Yatırımlarla şahlanan Van, Anadolu’nun yeni ekonomi devi olma yolunda” gibi iddialı sıfatlar kâğıt üzerinde parıltılı bir vizyon sunsa da yüksek işsizlik ve derinleşen yoksulluk verileri bu vaatlerin halkın sofrasına henüz uğramadığını gösteriyor.
Bunun gibi; “Kadim şehir Van, üretim ve ihracatla adeta uçuşa geçti” ya da “Van artık sadece sınır kenti değil, bölgenin en güçlü ticaret üssü” söylemleriyle ilan edilen bu “şahlanış”, sokağın geçim derdiyle taban tabana zıt bir görüntü sergiliyor. Keza; “Turizmden sanayiye her alanda Van’ın altın çağını başlatıyoruz” ve “Van gelişiyor, büyüyor; istihdam rakamlarımız rekora koşuyor” ifadeleri havada uçuşurken, yapısal sorunlar çözülmeden sadece bu heyecan verici manşetlerle “peynir gemisi” yürümediği gibi, yerel halkın bu söylemlere olan güveni de giderek aşınıyor.
Her anlamda büyük bir çöküntü yaşayan Van’ın mevcut durumu ile Yetkililer tarafından yapılan derin çelişkili açıklamalar akıllara Vergi Uzmanı Merhum Prof. Dr. Şükrü Kızılot’un o meşhur boksör fıkrasını getiriyor:
Bir boks maçında boksör fena halde dayak yemektedir.
Antrenörü her raund sonunda heyecanla yanına gelip;
“Aferin evladım, harikasın! Rakibi perişan ettin!’ diyerek moral verir.
Boksör ise yediği darbelerden dolayı her tarafı morarmış, gözü patlamış ve bitkin haldedir.
Antrenör yine “Aslanım benim, mükemmelsin!” deyince, canı yanan boksör antrenörüne bakıp o tarihi soruyu sorar:
“Hocam, madem ben adamı perişan ediyorum, peki o zaman beni kim dövüyor?”
Sahi, Van’ı kim dövüyor?
Eğer yatırımlar söylendiği kadar artıysa, dolayısıyla işsizlik bu kadar düştüyse;
v Neden İşçiler Sokağı hala sabahın köründe günübirlik iş umuduyla bekleyen umutsuz kalabalıklarla dolu?
v Neden son 5 yılda 300 binden fazla insan sadece iş ve aş bulabilmek için bu kadim şehri terk edip göç yollarını düştü?
v Gençlerin hayalleri neden sınır kapılarında veya Batı illerindeki şantiyelerde rehin kalıyor?
v Eğer Van gerçekten ‘altın çağını’ yaşıyorsa, neden bu zenginlik sadece nutuklarda kalıyor da halkın pazar poşetine bir türlü yansımıyor?
Van, potansiyeliyle bölgenin parlayan yıldızı olması gerekirken, hala işsizlik şampiyonu koltuğunda oturuyorsa burada bir “antrenör hatası” vardır. Yetkililerin sunduğu pembe tablo ile halkın cüzdanındaki boşluk arasındaki uçurum, Van’ın gerçek hikayesidir.
Yerelde Kayyım Politikaları
Şehirde resmi rakamlar ve yatırım müjdeleri “rakibi perişan ediyoruz” derken, sokaktaki vatandaş “beni kim dövüyor?” sorusunu sormaya devam ediyor.
Ancak bu kâğıt üzerindeki istatistiksel zaferlerin arkasında, halkın iradesini 10 yıldır yok sayan kayyım uygulamalarının yarattığı ekonomik tahribatın etkisi oldukça fazladır. Zira; Kayyım politikaları, yerel projeleri halkın gerçek öncelikli ihtiyaçlarından koparmış ve belediye bütçesinin verimsiz kullanımı kentin öz kaynaklarını başka alanlara aktarmıştır. Ringdeki Vanlı genç; kayyım yönetiminin getirdiği liyakatsizlik, işsizlik ve işten çıkarma darbeleriyle bizzat nakavt olan taraftır.
Tarihsel Bir Tercih: İzmir İktisat Kongresi ve Zorunlu Göç
Aslında Van’ı “kimin dövdüğünün” cevabı, 100 yıl önceki o başlangıç noktasında gizlidir. Zira, 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde alınan kararlar, her ne kadar “milli iktisat” olarak sunulsa da, uygulamada yatırımların bölgesel dağılımında derin bir ayrımcılığın temelini atmıştır. Batı odaklı sanayileşme hamleleri, Van gibi bölge illerini birer “üretim merkezi” değil, adeta birer “ham madde deposu ve ucuz iş gücü havuzu” olarak kurguladı.
Bu bilinçli tercihin sonucu; yatırımın Batı’ya, yoksulluğun ve “zorunlu göçün” ise Doğu’ya düşmesi oldu. Bugün Vanlı gencin İstanbul’da inşaat iskelelerinde, Çorlu, Çerkezköy’de tekstil atölyelerinde, Antalya’da hizmet sektöründe ekmek aramasının sebebi, bir asır önce atılan o ayrımcı ekonomik imzalardır.
Sonuç olarak, Van’daki işsizlik tablosu, sadece bir ekonomik durgunluk değil; coğrafi, siyasi ve sosyal boyutları da olan yapısal bir kriz haline dönüşmüştür. Disraeli’nin dediği gibi, istatistikler gerçeği örtmek için kullanıldığında en büyük “kuyruklu yalana” dönüşür. Van halkı artık antrenörün sahte “Aferin”lerini değil; kayyım gölgesinden kurtulmuş, kendi şehrinde üretim yapabileceği adil bir ekonomik planlama bekliyor. Aksi halde boksörün ringdeki perişanlığı, her açıklanan parlak rakamla biraz daha derinleşecektir.