Bu çalışma, kronikleşen göç dalgasının arkasındaki görünmeyen “eğitim ekonomisi” gerçeğini ve bu atalete karşı kentin tüm dinamiklerinin üstlenmesi gereken tarihi sorumluluğu ortaya çıkarmak amacıyla kaleme alınmıştır.
1) Vanlı Gençler Zorunlu Göçe Hazırlanıyor
Türkiye genelinde yükseköğretim sınav sonuçlarının ardından milyonlarca gencin geleceğini şekillendirecek olan tercih maratonu, geçtiğimiz 10 Ağustos Pazartesi günü itibarıyla resmen tamamlandı. Bu süreç, pek çok ilde heyecan verici yeni başlangıçları ve kentsel canlanmayı müjdelerken; makroekonomik dengelerinin perişan durumda olduğu, kronik sorunlarla boğuşan Van gibi bir kent için ise ne yazık ki derin bir ekonomik ve sosyal muhasebe dönemini başlatmış oldu.
Nitekim; TÜİK tarafından açıklanan göç istatistikleri, karşımızda duran tablonun vahametini tüm çıplaklığıyla gözler önüne seriyor. Devletin resmi verilerine göre hazırlanan aşağıdaki tablo, Van’ın nasıl bir beşeri kan kaybı yaşadığını açıkça ortaya koyuyor.
En Çok Net Göç Veren İller ve Net Göç Oranları – 2025
|
İl |
Toplam Nüfus |
Aldığı Göç |
Verdiği Göç |
Net Göç |
Net Göç Oranı (%0-Binde) |
| İstanbul |
15.754.053 |
329.912 |
371.258 |
(-) 41.346 |
(-) 2,6 |
| Van |
1.112.013 |
31.580 |
51.818 |
(-) 20.238 |
(-) 18,0 |
| Urfa |
2.265.800 |
43.655 |
59.280 |
(-) 15.625 |
(-) 6,9 |
| Ağrı |
491.489 |
14.899 |
28.346 |
(-) 13.447 |
(-) 27,0 |
Geçtiğimiz Temmuz ayı sonunda açıklanan 2025 yılına ilişkin yukarıdaki resmi göç verilerine göre; Van, 15.754.053 nüfusa sahip mega kent İstanbul’un hemen ardından, maalesef Türkiye genelinde en çok net göç veren ikinci şehir konumuna yerleşmiş bulunuyor. Son nüfus sayımına göre; 1.112.013 nüfusa sahip kentimiz, sadece bir yıl içinde 31.580 kişi göç alırken, tam 51.818 insanını dışarıya göndermiştir. Gelen nüfus ile giden nüfus arasındaki (-) 20.238 kişilik bu devasa negatif (menfi) fark, kentin beşeri sermayesinin, yani entelektüel ve ekonomik motorunun hızla eridiğinin en somut kanıtıdır.
Üstelik Van, %0 (binde) (-)18‘lik net göç veren (negatif) oranıyla nüfusuna kıyasla öteden beri olduğu gibi en radikal nüfus erimesini yaşayan kentlerin başında geliyor. Bu 20.238 kişilik göç sayısının ne anlama geldiğinin kolayca anlaşılması bakımından şöyle de açıklamak mümkündür; buna göre geçtiğimiz yıl içinde her birinde 5 nüfusun yaşadığı 100 haneli ve toplamda 500 nüfuslu 40 köyün topyekûn boşaltılarak sessiz sedasız bir şekilde Van’dan gönderilmesi anlamına gelmektedir.
Üstelik bu kitlesel göç hareketinin en dinamik, en üretken ve geleceği inşa edecek olan halkasını; kendi memleketinde bir gelecek, bir üniversite sırası bulamadığı için eğitim amacıyla kenti terk etmek zorunda kalan genç nüfusumuz oluşturmaktadır. Acı olan şudur ki; giden bu gençlerin muhtemelen pek çoğu, mezuniyet sonrası memlekette karşılaşacakları istihdam yoksunluğu, yani iş ve aş yetersizliği sebebiyle bir daha Van’a dönmeyecek, yaşamlarını gittikleri yerlerde sürdüreceklerdir. Bu hareket, kesinlikle bir özgür irade veya masum bir tercih değildir; vizyonsuz yerel planlamaların, basiretsiz yönetimlerin ve çoğu zaman da kente reva görülen ayrımcı politikaların İzmir İktisat Kongresi’nden bu yana, özelde Van halkına genelde ise bölge halkına dayattığı zorunlu bir sürgün pratiğidir. Van’dan sonra sırasıyla üçüncü ve dördüncü sıraları paylaşan bölge illerinden Urfa ve Ağrı’nın da her yıl yayınlanan listelerin başında en çok göç veren şehirler olarak yer alması tesadüfi değildir.
Bu durum; 1923 İzmir İktisat Kongresi’nden bu yana bölgeyi sadece bir hammadde ve ucuz işgücü deposu olarak gören, yatırımları sürekli Batı’ya kaydıran tarihsel ayrımcılık politikalarını gözler önüne sermektedir. Söz konusu politikalar; zorunlu göçü, asimilasyonu, bölgeyi insansızlaştırmayı, bölge halkını göç edilen yerlerde ucuz işgücü haline getirmeyi ve sosyal güvencesiz çalıştırmayı birer araç olarak kullanmayı amaçlamaktadır.
2) Van’ın 20 Bin Kişilik Üniversite Kontenjan Açığı
Açıklanan son verilere göre ülke genelinde açık öğretim dahil toplam 6.715.761 üniversite öğrencisi bulunmakta, bunun 3.714.449’luk kısmını örgün öğretim öğrencileri teşkil etmektedir. Son nüfus sayımına göre; Türkiye’nin nüfusunun 86.092.168 kişi olduğunu dikkate alarak bir hesaplama yaptığımızda; örgün öğrenim gören öğrenci sayısının toplam nüfusa oranını % 4,31 olarak buluruz.
2025 Yılı Türkiye Geneli Yükseköğretim Öğrenci Sayıları Dağılımı
|
Eğitim Türü |
Öğrenci Sayısı |
Toplam İçindeki Oranı (%) |
| Örgün Öğretim |
3.714.449 |
% 55,31 |
| Açık ve Uzaktan Öğretim |
3.001.312 |
% 44,69 |
| Toplam |
6.715.761 |
% 100,00 |
Türkiye’nin en genç nüfus yapılarından birine sahip olan Van’ın bu demografik dinamizmle fersah fersah önde olması, adil ve objektif bir projeksiyonla kentin en az 50 bin öğrenci kapasitesine sahip olması beklenir.
Ancak güncel resmi verilerle hazırlanan aşağıdaki tablo; batıdaki pek çok ilin hakkettiğinden yani ortalamadan çok üzerinde öğrenci kontenjanına sahip olduğunu, buna mukabil Van’ın ve diğer bölge illerinin ise nasıl bir akademik ayrımcılığa mahkûm edilerek düşük kontenjanlarla mağdur edildiğini bütün açıklığıyla ortaya çıkarmaktadır.
Bazı İllerin Örgün Öğretim Üniversite Sayıları ve Öğrenci Sayıları
|
İl Adı |
Üniversite Sayısı |
İl Nüfusu |
Kayıtlı Örgün Üniversite Öğrenci Sayısı |
Üniversite Öğrencilerinin İl Nüfusuna Oranı (%) |
Türkiye Ortalamasına Göre Öğrenci Fazlası/Eksiği (Kişi) |
| Karabük |
1 |
250.000 |
45.000 |
% 18,00 |
(+) 34.225 |
| Isparta |
2 |
445.000 |
73.400 |
% 16,49 |
(+) 54.221 |
| Kırıkkale |
1 |
285.000 |
38.475 |
% 13,50 |
(+) 26.189 |
| Burdur |
1 |
277.450 |
31.200 |
% 11,24 |
(+) 19.242 |
| Edirne |
1 |
413.903 |
41.000 |
% 9,91 |
(+) 23.161 |
| Bolu |
1 |
320.824 |
31.000 |
% 9,66 |
(+) 17.172 |
| Kütahya |
2 |
575.428 |
46.000 |
% 7,99 |
(+) 21.199 |
| Sivas |
2 |
634.000 |
48.000 |
% 7,57 |
(+) 20.674 |
| Nevşehir |
2 |
315.900 |
23.000 |
% 7,28 |
(+) 9.385 |
| İstanbul |
61 |
15.754.053 |
882.200 |
% 5,60 |
(+) 203.200 |
| Afyonkarahisar |
2 |
751.344 |
42.000 |
% 5,59 |
(+) 9.617 |
| Eskişehir |
3 |
915.000 |
48.500 |
% 5,30 |
(+) 9.063 |
| Ankara |
21 |
5.910.320 |
283.600 |
% 4,80 |
(+) 28.865 |
| Türkiye Ortalaması |
208 |
86.092.168 |
3.714.449 |
% 4,31 |
0 |
| Van |
1 |
1.112.013 |
27.800 |
% 2,50 |
(-) 20.127 |
| Hakkari |
1 |
287.000 |
4.300 |
% 1,50 |
(-) 8.069 |
| Mardin |
1 |
888.000 |
13.300 |
% 1,50 |
(-) 24.972 |
| Urfa |
1 |
2.237.745 |
29.000 |
% 1,30 |
(-) 67.446 |
| Şırnak |
1 |
570.000 |
5.100 |
% 0,89 |
(-) 19.447 |
Yukarıdaki tabloda nüfusu Van’ın yarısı, Urfa’nın ise beşte biri bile olmayan Isparta’da 73 binden fazla öğrenci varken; 1 milyon 112 bin nüfuslu ve bölgenin en genç yaş ortalamasına sahip kenti Van, % 2,50’lik öğrenci oranıyla Türkiye ortalamasının (% 4,31) çok daha altında bırakılmıştır. Hakkari, Mardin, Urfa ve Şırnak gibi bölge illerinin durumlarının daha vahim olduğu açıkça görülen mezkûr tabloya göre, Van’ın net 20.127 kişilik devasa bir öğrenci kapasite açığı bulunmaktadır. Bu açık; her yıl en az 20 bin Vanlı gencin kendi memleketinde oturacak bir üniversite sırası bulamadığı için valizini toplayıp gitmesi, kentin geleceğinin sürgün edilmesi manasına gelmektedir. Denilebilir ki; Van’daki Yükseköğretim Kurumları Sınavı (YKS) başarı sıralaması Türkiye ortalamasının bir miktar altında kalmaktadır, bu nedenle sayı ortalamanın bir miktar altında kalmaktadır. Ancak Van’ın genç nüfus yapısıyla, yani nüfusa oranla eğitimde olan öğrenci sayısının çokluğu bakımından bu sayısal dezavantajı fazlasıyla telafi ettiği değerlendirilmektedir.
Bu noktada; kentte hâlâ bir Hukuk Fakültesi ile İletişim Fakültesi’nin bulunmaması; Metalurji, Endüstri ve Yapay Zekâ Mühendisliği gibi modern endüstriyel dalların Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde yer almaması önemli bir eksikliktir. Gençlerimiz bu vizyonsuzluk yüzünden batı illerinin ya da yüksek maliyetli KKTC ile vakıf üniversitelerinin yolunu tutmak kimi zaman da yurt dışına çıkmak zorunda bırakılmaktadır.
Böylece, Van sadece kendi gençlerini kaybetmiyor, pek çok hayati alandaki bölgesel potansiyelini heba ediyor. Bu kapsamda; Çevre illere (Hakkari, Bitlis, Ağrı, Muş, Iğdır, Şırnak) de hizmet veren YYÜ Tıp Fakültesi’ndeki hekim açığını kapatmak ve sağlık göçünü durdurmak için Tıp, Diş Hekimliği ve Eczacılık kontenjanları artırılmalıdır. Keza, yoğun İranlı turist akınına ve Van Gölü havzasının tarihi zenginliğine rağmen, yerel hizmet kalitesini arttıracak Gastronomi ve Otel İşletmeciliği kontenjanları ile bölgesel ilişkiler açısından kritik öneme sahip Mütercim-Tercümanlık ile Fars dili odaklı kontenjanların yeterli durumda olması gerekir.
3) Uçak Bileti Krizini Katmerleştiren İlave 20 Bin Kişilik Görünmeyen Talep
Van’ın kronikleşerek adeta yapısal bir kördüğüme dönüşen ve bir türlü çözülemeyen uçak bileti ile sefer sayısı krizi, aslında kentin bu eğitim göçüyle doğrudan bağlantılıdır. Havayolu şirketlerinin kente uyguladığı haksız tarife ve sefer ambargosu yetmezmiş gibi, Van Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nin kapasite yetersizliği nedeniyle şehir dışına gitmek zorunda kalan 20 bin fazladan öğrenci, havayolu taşımacılığında muazzam ve çoğu zaman yönetilemez ani bir talep şoku yaratmaktadır.
Bu krizin asıl nedeni, 20 bin öğrencinin seyahat dönemlerinin akademik takvime sıkışmış olmasıdır. Vize-final haftalarında, sömestr tatillerinde, bayramlarda ve okulların açılış-kapanış tarihlerinde bu 20 bin genç, aileleriyle birlikte aynı anda havayolu sistemine yüklenmektedir.
Zaten 2019 yılından bu yana bir bakıma ambargo uygulanmak suretiyle kısıtlı hale getirilen uçak ve koltuk kapasitesi aynı takvime sıkışan bu devasa talep dalgasını kaldıramadığı için, Van-İstanbul veya Van-Ankara hattında tek yön uçak bileti fiyatları anında tavan fiyat uygulamasıyla kimi zaman 4.000 TL ila 6.000 TL bandına dayanmaktadır. Bu dönemlerde parası olan dahi fahiş fiyatlara rağmen günlerce bilet bulamamakta, acil hastası olan veya ticari seyahat yapması gereken diğer Vanlı hemşerilerimiz de bilet bulamadıkları için havalimanlarında mağdur olmaktadır. Kontenjan yetersizliği nedeniyle şehir dışına gitmek durumunda kalan 20 bin fazladan öğrencinin yarattığı bu mecburiyet, havayolu şirketleri için insafsız bir sömürü çarkına dönüşürken, kentin genel ulaşım ağını kelimenin tam anlamıyla felç etmektedir.
Maliyetin aile bütçelerindeki yıkımı ise tek kelimeyle korkunçtur. Bir öğrencinin sadece yılda 4 kez (2 gidiş, 2 dönüş) memleketine seyahat etmesi; yüksek bilet fiyatları, bagaj harcamaları, ziyaret ve benzeri sebeplerle giden gelen aile fertleri ve ek lojistik maliyetlerle birlikte aile bütçesine yıllık en az 40.000 TL ek yük getirmektedir. Bu hesabı dışarıya kaçırdığımız 20 bin öğrencimizin geneline vurduğumuzda, Van halkının sadece çocuklarını seyahat ettirebilmek için havayolu şirketlerine ödediği toplam ulaşım faturası kaba bir hesapla yıllık yaklaşık 800 milyon TL’ye ulaşmaktadır. Van’da kurulmayan fakültelerin, açılmayan üniversite kontenjanlarının bedelini, yoksul Vanlı aileler havayolu şirketlerine çoğu zaman ülke ortalamasının çok üzerinde, Trabzon gibi bazı destinasyonların ise 3-4 misli tutarında fahiş bilet paralarıyla binbir zorluğa katlanarak ödemektedirler.
4) 9 Milyar Liralık Finansal Kayıp ve Van Ekonomisindeki Kara Delikler
Bugün başka bir şehirde asgari yaşam standartlarında barınan, yurt veya ev kirası ödeyen, beslenme ve ulaşım masrafı olan bir öğrencinin aylık gideri yaklaşık 20 bin TL seviyesine ulaşmış durumdadır. Sadece şehir dışındaki üniversitelere gitmek zorunda kalan fazladan 20 bin gencimiz üzerinden hesaplandığında, Vanlı ailelerin cebinden çıkıp her ay başka kentlerin esnafına, ev sahibine ve yerel ekonomisine akan sıcak para 400 milyon TL civarındadır. Bunun 9 aylık toplamı ise 3.2 milyar TL olarak hesaplanmaktadır.
Ancak madalyonun çok daha karanlık ve sarsıcı bir yüzü daha bulunuyor. Van’da temel ve ortaöğretim seviyesindeki eğitimin niteliksiz olması, okullarda branş öğretmenlerinin bulunmaması nedeniyle boş geçen dersler ve anadilde eğitimin önündeki sistemsel bariyerler, kentin genel akademik başarı ortalamasını yerle yeksan etmektedir. Bu fırsat eşitsizliği yüzünden dezavantajlı duruma düşen ve devlet üniversitelerinde nitelikli bölümleri kazanamayan binlerce Vanlı genç, sistem tarafından batıdaki vakıf üniversitelerine veya KKTC’deki okullara yönlendirilmektedir.
Vakıf Üniversiteleri ile Kıbrıs’taki Üniversitelerde okuyan tahmini 5.000 civarındaki öğrencimizin okul ücretleri dahil yaklaşık olarak aylık 80-120 bin TL tutarında olan masrafının Van ekonomisine yıllık ek faturası tek başına 5 milyar TL’ye yaklaşmaktadır. Öyle ki; bugün büyükşehirlerde veya ada ülkesinde çocuk okutan bir ailenin bu ekonomik yükün altından kalkabilmesi için neredeyse 4 asgari ücretlinin toplam aylık geliri kadar ilave bir gelire ihtiyacı olacaktır. Vakıf üniversitelerinin ve Kıbrıs’taki okulların yüksek eğitim ücretleri, barınma maliyetleri ve uçak bileti harcamaları da bu denkleme dahil edildiğinde, eğitim göçünün Van ekonomisinden söküp aldığı toplam yıllık nakit sermaye yaklaşık 9 milyar TL’lik devasa bir “kara deliğe” dönüşmektedir.
Üstelik işin sosyolojik boyutu daha da vahimdir. Zira; sırf memleketinde yeterli kontenjan olmadığı için gençlerimizin gönderildiği Kıbrıs, bugün ne yazık ki kumar, uyuşturucu, mafya ve fuhuş sarmalıyla anılan kontrolsüz yapısıyla, temiz bir eğitim ortamı sunmaktan son derece uzaktır. Aileler hem çocuklarının can ve ahlak güvenliği için endişe etmekte hem de bu bataklığa bin bir fedakarlıkla milyonlarca liralık kaynak aktarmaktadırlar.
Yılın 9 aylık eğitim süresi boyunca şehirde adeta birer “gönüllü turist” gibi yaşayan öğrencilerin yerel ekonomiye sağladığı dinamizmi anlamak için, nüfusuna oranla öğrenci fazlası bulunan emsal mahiyetinde bazı şehirlere bakmak bu derin ayrımcılığı daha net kavramamızı sağlayacaktır.
Mesela; Eskişehir, Karabük ve Isparta gibi kentler, bütünüyle üniversite öğrencilerinin harcamaları, konut kiralama faaliyetleri ve sosyal alan tüketimleriyle devasa birer “eğitim endüstrisi” yaratmış; bacasız sanayiyle kalkınmışlardır. Keza; Erzurum, kış turizminin yanında on binlerce öğrencinin eğitim dönemi boyunca şehre bıraktığı sıcak nakit parayla yerel ticaretini canlı tutmaktadır. Bunun gibi, Kıbrıs ekonomisinin ana can damarı, tüm risklerine rağmen adaya dışarıdan gelen öğrencilerin 9 ay boyunca harcadığı paralardır. İstanbul ve Ankara’daki vakıf üniversiteleri ise adeta Anadolu’dan gelen sermayeyi emen ve metropolün hizmet sektörünü fonlayan birer finansal pompa vazifesi görmektedir.
Sonuçta, 9 milyar TL’lik bu devasa nakit kaynak, kentin dışındaki ekonomik birimlere fazladan aktarılan haksız bir finansal kayıptır. Bu para Van ekonomisinde kalıp doğru değerlendirilmiş olsa; iktisat bilimindeki genel kabul gören 2 ila 2,5 katlık makroekonomik çarpan etkisi sayesinde yerel piyasada zincirleme bir ticaret hacmi yaratacaktı. Yani ekonomiden çekilen net 9 milyar TL, çarpan mekanizmasıyla esnafa, tedarikçiye, konut ve hizmet sektörüne yansıyarak aslında kentin toplam ticaret hacminde takriben 18 ila 22,5 milyar TL’lik devasa bir ekonomik büyüklüğe dönüşecek; yerel ticaret katlanarak büyüyecek, esnafın yüzü gülecek, konut sektörü kiralama yoluyla hareketlenecek ve hizmet alanında binlerce gencimize zincirleme yeni iş kapıları açılacaktı.
Özetle; finansal kaynaklarımızın dışarıya akması, kentin ekonomik büyüme potansiyelini doğrudan baltalamaktadır. Kaybedilen her 1 TL yerel piyasada dönmediği için kentin toplam gelirini katbekat düşürmekte; bu sızıntı, Van’ın kişi başına düşen 5.500 dolarlık son derece düşük geliriyle, 16.000 dolar mertebesindeki Türkiye ortalamasının üçte birine mahkûm kalmasına yol açmaktadır. Bu kısır döngü, kentin Türkiye’nin son sırasındaki bu haksız ve adaletsiz konumunu ne yazık ki sürekli hale getirmektedir.
5) Yerel Kurumlara, Meslek Odalarına, STK’lara ve Siyasilere Ortak Çağrı
Buradan başta Van Ticaret ve Sanayi Odası (Van TSO) olmak üzere ilgili tüm meslek odalarına, sivil toplum kuruluşu (STK) temsilcilerimize, başta iktidar partisi temsilcileri olmak üzere kentin tüm siyasi aktörlerine, yetkililere ve sorumlulara açık ve yapıcı bir çağrıda bulunmak yerinde olacaktır. Kentin milyarlarca liralık ekonomik kaynağı ve en verimli genç nüfusu dışarıya akarken, bu yapısal sorunu çözmek için daha fazla zaman kaybetme lüksümüz kalmamıştır. Nüfusu Van’ın neredeyse üçte biri olan Isparta’da bile 2 üniversite 73 binin üzerinde öğrencisi ile pekala faaliyet gösterirken, bölgenin lokomotif metropolü konumunda olan Van’ın eksik kapasite ve yetersiz kontenjanlı tek bir üniversiteye mahkûm edilmesi hiç adil olmayan derin bir ayrımcılığa işaret etmektedir.
Bize göre; Van TSO’nun öncülüğünde ilgili diğer Meslek Odaları, bu ekonomik sızıntıyı durdurmak ve sermaye kaçışını engellemek için tüm paydaşları bir araya getirecek acil bir “Eğitim Ekonomisi ve Yatırımları Çalıştayı” düzenlemelidir.
Keza, STK Temsilcileri ve Tüm Siyasi Partiler, ortak akıl paydasında birleşerek Ankara nezdinde, kampus alanı bakımından büyük kapasitesiyle son derece müsait olan Mevcut Üniversite’nin öncelikle kontenjanlarının artırılması, eksik olan bölümlerin açılması veya birçok şehirde olduğu gibi Teknik Üniversite gibi kente ikinci bir devlet üniversitesi kurulması, bunların hiç biri mümkün olmuyorsa güçlü bir vakıf üniversitesi kazandırılması için aktif, kararlı ve kollektif bir çaba içinde faaliyet yürütmelidir. Bu çabalar sonucu yapılmak istenen; devletten bir lütuf veya pozitif ayrımcılık talep etmek değildir; yalnızca bugüne kadar süregelen bir haksızlığın düzeltilerek Van’ın mevcut potansiyeline yakışır, hakkaniyete uygun, adil bir kontenjan dağılımı talep edilmektedir.
6) Değerlendirme ve Netice
Yüzüncü Yıl Üniversitesi’nde, akademik altyapıyı büyütmek, yeni fakülteleri şehre kazandırmak ve kontenjan krizini kökten çözmek sadece bir eğitim tercihi değil; yoksul Van halkının ekonomik olarak topyekûn perişan olmasını engelleyecek en doğru hamledir. Büyük göç dalgası tamamen başlamadan, milyarlarca liramız dışarıya akıp gitmeden ve bir nesil daha göz göre göre heba olmadan önce tüm yetkililerin, sorumluların, karar vericilerin ortak akılla ve ivedilikle harekete geçmesi elzemdir.
Bilinmelidir ki; Van asla bir iltimas, ayrıcalık veya piyasa ekonomisinin yıkıcı rekabet koşullarında öne geçme gayesiyle haksız yere bir kayrılma tutumu talep etmemekte; bu kadim kent sadece yıllardır kendisine karşı sessizce uygulana gelen adaletsizliğin, haksızlığın ve akademik ayrımcılığın artık bir nebze de olsa sona erdirilmesini haklı olarak istemektedir.